11 Ağustos 2009 Salı



aykut oray yaşamını yitirdi...Çocukluğumdan bir sahne daha gitti.

11 Temmuz 2009 Cumartesi


bazen sözler yetersiz gelir anlatılacaklara...

9 Temmuz 2009 Perşembe

HEPSİ HEPSİ HAYAT NASIL OLSA!

Annem çalışan bi kadın.Bugünda yaşadığım ilçenin pazarı var dedim ki bi gidelim alışveriş yapalım.Anne çalışınca mecburen bu tür işlere siz bakıyorsunuz.Sıcak azcık dinsin çıkarım dedim,iki üç gündür fena halde Allah'a dua edip mikail'e kızmaktayım sıcaklar yüzünden.Bünyem bu ne yapayım.Hatta sırf bu yüzden üniversiteyi İzmir'de değil Ankara'da okuyasım var.Yeni tanıştığım bıcırık pamuk şekeri bir ablaya da bir kaç şey yollanacak kargoya gidilmesi lazım.Pek sevgili Denizli'deki kankaya da sözümüz olan sakızı.Canımda acayip derecede pasta istiyor malzeme lazım.Hadi kızım üşenme kaldır popocuğunu gidiver hem 3 işini de halledersin dedim.Hayır aslında kendimi dinlemem normalde ama kopasıca beynim kopasıca dürtülerime uyuverdi birden.(ya da tam tersi bilemedim.)Neyse yollanacakları pazarda çarparlarda kırılır diye kol çantama doldurdum giyindim(daha önce çıplak değildim tabi üstümü değiştirdim?!) çıktım.Hava tam istediğim gibi rüzgarlı.Dün 45 dereceydi bi b.kluk var bu işte ama neyse sağol deyip yukarıya gülümsedim yoluma devam ettim.Pazarımız kapalı alan içinde kapalı derken iki tarafına duvar örülü.Ve evet sevgili dostlar bildiniz,ben pazardan içeri adım atar atmaz şakır şakır ses duymaya başladım.(yağmur başka türlü ses çıkarıyor mu bilmem).Nasılsa kapalı alandayız deyip alışverişime devam ettim ve bu bünye öyle nefret eder pazarlardan inanın anlatılmaz yaşanır.Offllaya pufflaya buldum aradıklarımı aldım.Bu arada yağmur öyle bi şiddetlendirdi ki ve evet yine bildiniz o küçücük pazarda tıklım tıkışık kaldık dışarı adım atamadık.Dolu-yağmur şeklinde karışım iniyordu göklerden çünkü.Pazarın elektrikleri kesildi lambalar söndü.O an etrafımdaki herkesi korku filmi ürünü olarak görmeye başladım.Bana gülümseyerek bakan teyze gözümde halkadaki hatunun bizzat kendisiydi.Küçük çocuklarda çığlık had safhada.(bunu da algılayamam ya neden elektrık kesılınce bız kadın kısmı ve cocuklar cıglık atar?hayır yanı elektırıgı yuzyılda bır kesılen o da bakım ıcın falan(!) oyle bı ulkede yasıyoruz da ben kendımı turkıye de mı sanıyorum?)Tam 2 saat boyunca orada mahsur kaldık (hep bu cumleyı kurmak ıstemısımdır) yagmur bıraz yorulup azcık dınlenmeye cekılınce attım kendımı pazardan dısarı.Ve fakat yıne bıldınız bu bunye normal olmadıgı ıcın başına gelenler de normal olmuyor.Kanalizasyon borusu patlamış,geçebileceğin her yerden oluk oluk lağım akıyor.ve mecbursun geçmeye yoksa yağmurun daha fena geldiği belli.Pek sevgili babetlerimi feda ederek paçaları sıvayıp ya allah bismillah dedik bıraktık kendimizi b.k deryasına.Çarşıya doğru ilerlerken ve yine yeni yeniden bildiniz paaaaat çantamın sapı koptu kendini omzumdan aşağı bırakıp intihar etti zavallım.Elime çantayı alıp bildiğim ne kadar küfür varsa ederek kuytu bi yer buldum.Bir gelinlikçinin önü,elimdeki poşetleri yere koyup çantamın fermuarını açtım.İçinden göndermem gereken poşetleri çıkardım (dökülüp kırılacak birşeydi ve dökülüp kırılmıştı.) oracığa bıraktım çöpümü(evet pisim ne var:) hiiç çöp arayacak halde değildim çünkü.Dükkanın sahibi amca görmeden oradan kaçarken bildiniz yakalandım,amca arkamdan kızım bu ne dedi utanmadan dönüp çöööp diye bağırdım.(aynı anda yurudugum ıcın amcaya bagırmak zorundaydım.)Bu arada yağmur tekrar başladı.Minibüs gelince bindim ve evin yolunu tuttuk.Eski ortaokul arkadaşlarımdan birine rastladım össden açıldı konu tabiki,sonuçlar pazar açıklanıyor diyerek o neşeli,tüm dünyayı sevgisiyle kuşatabilecek ruh halime daha da bi mutluluk kattı kendileri öpüyorum buradan.Neyse efenim arabadan inildi kapının önünde üstündeki muhteşem kokulu kıyafetlerin başdöndürücü kokusuna dayanılamayarak çıkarıldı.Ve evet bildiniz ben üstümü çıkardığım gibi yağmur dindi,güneş açtı.Gülümsedim kendime kocaman,gülümsedim sevgilim ''hayatım''ın bana getirdiği ve getireceği sürprizlere...

7 Temmuz 2009 Salı

hayat

hayat işte;
ne yüzüstü uyunuyor ne sırtüstü...
dokunduğun yer yapışıyor eline.
hayat İşte,
ne olduğu belirsiz bir pike
örtsen yanıyorsun...örtmesen donuyorsun,
ve dönüyorsun,her yanın dönence...

alıntıdır...

ben

Açıkçası anlatabilecek çok bişeyim yok.17 yaşındaki herkes gibiyim işte.Y a da öyle olmaya çalışıyorum.Herkesi her an sevebilirim,benim dünyamda ayrılık,ölüm,acı,hüzün yoktur kimseyi de bana ne yaparsa yapsın çıkarmam hayatımdan..Ömür olarak adlandıracak kadar uzun yaşamadım henüz.Aslında kimse ''ömür'' kadar uzun yaşamaz,''ömür'' kadar uzun ölmez.Hayatımda acı yoktur dedim ama içimde vardır kalbimde doyasıya yaşarım acımı sevgimi.Sanal ortamda tanışılan insanlara bile gereğinden fazla değer veririm.Bi insan bana yalan söylerse bağırıma basasım gelir yalan söylemeye bile üşenmediği için.Ben üşenirim çünkü herşeye.Şu yazıyı yazmaya bile üşeniyorum ya.Başlığım da ne kadar egoist oldu.''BEN''.size neyse benden.Kendimi övmeyi bi b.k sanan yancumleciğim işte,kendinden nefret eden boşuna açıklamalar yapan bi yancümlecik.Suratımda kocaman bi gülümsemeyle dolaşırım etrafta.Çok yakın arkadaşlarım en başta haha hihi yancumlecik süper eğlendiriyo bizi der sonra arkamdan aman işi gücü kitaplar bi de makara yapmak herşeye gülüyo derler.Öyle garip çok yakın arkadaşlarım var.Evet manyağım,evet safım.Aynaya çok uzun baktığınızda delirecek gibi olursunuz ya,aynaya her baktığımda o kafanın içinde neler dönüyo yine der uzun uzun gözlerimin içine bakarım.öküz-tren havasında mal mal bakışırız.Kendime bakabilecek kadar hülyalı bir trende değilim aslında.Korkuyorum.